Etik ama hangi EtiK …

May 30th, 2012 | By admin | Category: Workshop Entellektüel Bakış

Etik kelimesi köken olarak Eski Yunan’a kadar gider derler. Ahlakla ilgili demektir ancak aralarında farklar vardır. ”Ahlak bilmi” de denir ama ”Etik Bilmi”de vardır. Ahlak ve Etik arasındaki farkı açıklamak gerekirse: Etik daha çok ahlak üzerinde konuşur, sorgular, tartışır, düşünür, yargılar. Etik bir şeye direk doğru veya yanlış demez, ama ahlak diyebilir. ”Mesela yolda bir çanta dolu para buldunuz, ne yaparsınız? ” gibi… Doğru ya da yanlış cevap yoktur ama daha doğru cevabı vardır diyebiliriz.
Hukukun, yasaların, adaletin, sistemin kısacası yazılı kuralların bittiği ya da ulaşmadığı durumlarda etik yardıma yetişir. Mesela ”Bu davranış, yasada yazmıyor ama adaletin ruhuna (ahlakına, onuruna) aykırıdır” deriz, işte bu yaklaşım etiktir, evrenseldir.

Dünya ekonomileri genelinde, devletin ve kamu kesiminin ekonomideki yeri ve ağırlığı giderek azalmış, buna karşılık özelleştirme ve deregülasyon gibi süreçler ile serbest piyasa düzeni hakim duruma gelmiştir. Her alanda ve küresel düzeyde yaygınlaşan ve güçlenen pazar sistemi karşısında, özel sektörden bu gelişime paralel bir sorumluluk ve bilinç üstlenmesi beklenmeye başlanmıştır.

Etik gibi, iş etiği de “normatif” ve “ betimleyici” olarak ikiye ayrılır (De George, 2006, 20-21; Trevino ve Nelson, 2007, 95). Normatif iş etiği, etik değerler – ilkeler çerçevesinde iş etiğine uygun kararların, eylemlerin ve davranışların neler olması gerektiğini irdeler ve bu kapsamda iş etiği kurallarını belirlemeye çalışır. Bu niteliği ile reçetesel bir yaklaşım içerir. Öte yandan, betimleyici iş etiği, iş dünyasında var olan ilişkilerin ahlaki boyutunu ve sorunlarını inceler, tutum ve davranışlarını ortaya çıkarmaya çalışır. Yani, mevcut ve yaygın olan etik içerikli davranış türleri üzerinde durur. Bunların olası nedenlerini incelemeye çalışır. Bu yönü ile çözümleyici (analitik) bir yaklaşım içerir.

Sosyal sorumluluk kavramı okul ya da öğrenci yurdu yaptırmak gibi hayırsever faaliyetlerle başlamıştır. Dolayısıyla, bu anlayış kurumsal değil bireysel temellidir. Ancak, bu kişisel sorumluluk anlayışı zaman içerisinde sosyal bir çehre kazanmaya başlamış, firmalar sosyal sorumluluk fikrini benimsemiş, kurumsallaştırmıştır. Sosyal sorumluluk, işletmelerin ekonomik amaçların ve yasal zorunlulukların ötesinde uzun vadede daha sağlıklı bir toplum için sorumluluklar üstlenmesidir. Dolayısıyla, işletmenin topluma artı değer sunması ve bununla ilgili “hesap verebilir” olması beklenmektedir. Bu bağlamda, işletmeler için finansal performans kadar sosyal performans da bir ölçüt haline gelmiştir. Geleneksel performans ölçme yöntemlerinin kısıtlılığı karşısında “Dengeli Puan Kartı” (Balanced Score Card) yaklaşımı ile müşteri memnuniyeti, çalışanların tatmin düzeyi, işletmenin öğrenme ve gelişme boyutu gibi finansal olmayan kriterler de değerlendirilmeye başlanmıştır (Kaplan ve Norton, 1996).

Günümüzde birçok büyük şirkette etik eğitimi verilmektedir. Etik eğitiminin, etik bir kültür ve işleyiş için ön koşul olmasının yanı sıra bazı yasal düzenlemelerde (Sarbanes-Oxley yasası gibi) ve şirketlerin karşılaşabileceği hukuki sorunlarda, şirkette etik eğitiminin verilip verilmediğinin gözetilmesi, etik eğitimi ve programlarını gerekli hale getirmiştir.

İlaç sektörü için ise etik yeni bir kavram değil. Hattailaç sektöründe uyumun yasaları çok eskiye dayanıyor. Biraz ironik olacak ama ilaç sektörünün hala aşağıdaki kanun ile yönetildiğini biliyor musunuz?

Kanun bu kadar eski olunca bazı karmaşaların yaşanması da doğaldır:

Ancak daha sonra 2003 ve 2011’de çıkarılan tanıtım yönetmelikleri ile uyumun arttırılması ve standardize edilmesi amaçlanmıştır. Ancak kanunlarımızda, yönetmelik üzerine tüzel kişilere ceza verme ehliyeti yoktur! Açıkçası yayınlanan bu yönetmeliğe uymayan bir firmanın mahkemeye çıktığında içerikteki maddelerden suçlanması beraatle sonuçlanacaktır. Daha ilginç bir konu ise, 2003 yılında yayınlanan bir önceki tanıtım yönetmeliğinin de Türk Eczacılar Birliği ve münferit davalar nedeniyle hemen hemen tüm maddelerinin geçersiz kılınmış olmasıdır.
Etik & Uyum alanında AİFD ve Bülent BECAN’ın katkıları tartışılmazdır. Her zaman örnek düşünceleri ile önümüzü açan Bülent Bey’in liderliğinde oluşturulan “Tanıtım İlkeleri” izleyen dönemde İES ve TİSD tarafından da büyük benzerlikte kabul edilmiş ve sektörde büyük bir standardizasyon sağlanmıştır.

TEDMER (Türkiye Etik Değerler Merkezi’nin) raporuna göz attığımız zaman ilaç sektörünün etik konusunda en fazla yol almış ilk 5 sektör içinde olduğunu görüyoruz:

Yine aynı rapordan alınan başka bir veri, ilaç sektörünün en fazla ilerleme katetmesi gereken 5 alandan biri olduğunu vurgulamaktadır. Görüldüğü üzere konu insan sağlığı olunca ne yazık ki sonuçlar tatmin edici olmamaktadır.

Bu kadar bilginin üzerine çok yalın bir ifadeyle yazımı bitirmek istiyorum. Etik kavramı yöneticinin izin verdiği yere kadar geçerlidir. Etiği sadece satışla bağdaştırmak da eksik bir yaklaşımdır. Mobbing yapan bir genel müdür de etik kavramını ihlal etmiş olur, kayıtsız şartsız onu dinleyen İkcı da…

Leave Comment


シアリス バイアグラ ed 治療 勃起不全