İş geliştirME®! Bizi Kandırıyorlar mı Yoksa?

May 22nd, 2012 | By admin | Category: Workshop Entellektüel Bakış

Şirketlerin genel müdür katında bazı bölümler vardır: hukuk, insan kaynakları & bir de iş geliştirme. Genellikle yalnız çalışırlar ve en yoğun zamanlarınızda size toplantı koyarlar ya da tam uçağa bineceğiniz sırada uçsuz bucaksız bir excel gönderip akşama kadar doldurmanızı isterler. Siz genel müdürden çok önemli bir konunuz için randevu almayı başaramazken, onlar defalarca odaya girip çıkarlar. Toplantılarda “due diligence, blue chip company” gibi ne olduğunu merak ettiğiniz terimleri duyarsınız bu insanlardan. Hele bir de global bir firmada çalışıyorsanız sık sık şu tip konuşmalara kulak misafiri olursunuz koridorlarda: “yahu ilaçları zaten bizin R&D geliştiriyor, klinik araştırmalar burada faz III’ünü yapıyor, ruhsat da başvurusunu. Şirketteki en rahat adam iş geliştirmeci ne yapıyor ki…” Yerli şirketlerde ise yurt dışı kongre ve seyahatlerin bütçe nedeniyle sürekli gözden geçirildiği bir ortamda nasıl oluyor da bu adamlar dünyayı dolaşıyor?
İlginç bir soruyla başlayalım; bu rahat adamlar ne yapıyor acaba? Nasıl vaadlerle genel müdürü oyalayıp yurt dışını kandırıyorlar ve nasıl düşünüldüğü gibi hiçbirşey yapmadan pozisyonlarını koruyorlar.
Aslında Türk İlaç Sektörü’nde bu kişiler için homojen bir görev tanımı var. Generics Bulletin, Data Monitor gibi kaynakları takip ediyorlar, European Generic Association toplantısı ve çeşitli fuarlara katılıyorlar. Linkedin başta olmak üzere pekçok ağ kurarak şirketlerine yeni ürün temin etmeye çalışıyorlar. Onlarca yeni ürün portfoyü içinde karlılık analizi yapıp birde medikal ve pazarlamaya görüş soruyorlar. Sonrada genel müdür ve finans ile sayısız senaryo, analiz ve pazarlık hazırlığı. Böyle bir hayatları var. Kimi bakış açısıyla; stressiz, satış baskısından uzak ve bir de yönetim ekibi üyesi pozisyonundalar. Kimine göre elemanları yok, yönetim tecrübesi edinemiyorlar ve son sözü hep genel müdür söylediği için insiyatif kullanamıyorlar.
Aslına bakarsanız iş geliştirme stratejik analiz, medikal, pazarlama ve satışın bir kombinasyonudur. İş geliştirmeci sadece yeni ilaç getirme için değil; çalışanların, mevcut ürünlerin, firmanızın sunduğu hizmetlerin ileriye taşınması için büyük bir kaynaktır. Temel görevi yeni iş fırsatları yaratmak olsa da aslında bizde hiç yapılmayan farklı bir açılıma daha sahiptirler. Yeni pazarları yada pazarın ihtiyaçlarını tesbit ederek bu alanlarda fırsatlar sunmak çok büyük bir katma değerdir aslında. Kısacası iş geliştirmeci yaratıcı olmalı. Ancak ülkemizde matriks organizasyon kültürü velateral düşünme her ne kadar önerilse de iş geliştirmecilerden yukarıda saydığım alanlarda kimse yararlanmayı düşünmemektedir.

10 Şubat’ta katıldığım SÜRDER’in düzenlediği bir toplantıda TBMM Sağlık, Aile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Komisyon başkanı Prof. Dr. Cevdet ERDÖL çok önemli bazı mesajlar verdi aslında ilaç firmalarına ve iş yapış tarzlarında bekledikleri değişimlere. Devletin, SANTEZ (Sanayi Tezleri Programı) ve ilaç araştırma geliştirmeleri için off-set fonlardan ayırabileceği 8 milyar TL olduğunu ifade etti. Diğer konuşmacı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurum Başkanı Dr Saim KERMAN ise devletin ilaç sanayi için serbest bölgeler oluşturma konusundan sektörden görüş beklediğinden bahsetti. Devlet ilaç firmalarının işlerini geliştirmek için %75’ini geri ödemesiz fonlayacağı bir kredilendirme sistemine dahi olumlu bakar durumda! Amaç yerli sanayinin inovatör hale geçmesini sağlayıp, dışa bağımlılığı azaltmak.
Ayrıca etkinliği kanıtlanmış, onaylı iki farklı molekülün kombinasyon haline getirilmesinin de önü açık. Ancak buna en çok karşı çıkan anlayamadığım şekli ile yerli sanayi. Ülkemizin önde gelen ilaç şirketlerinden birinin üst düzey yöneticisi ile yaptığım görüşmede çok değerli mesajlar aldım. “Yerli sanayi bu tip kombinasyonları neden desteklemiyor? Böyle bir ilacı geliştirip neden arkasına 50 – 100 bin Euro’luk klinik çalışma koyup pazarlamıyor?” diyordu. Hem de yerli bir ilaç firması çalışanı olarak…
Çok büyük gerçekler – çok küçük detaylar var ilaç sektörünün gözden kaçırdığı. Genel Sağlık Sigortası (GSS) çıkmadan önce yapılan nüfus sayımında ülkemizde 72 milyon insan varken, sosyal güvenliği olan birey sayısı 81 milyon olarak saptanmıştı. O zamanlar (2006’lar) sosyal güvenlikten yararlanma oranının %60’larda olduğu düşünülürse demek ki tek bir birey 3 – 4 farklı güvence kapsamında… Daha sonra GSS ve bir adım ötesi Düzce’de 2005’te başlayan aile hekimliği sisteminin tüm yurda yaygınlaştırılması. Peki biz yöneticiler bu süreçte ne kadar yararlandık iş geliştirmecilerimizden? İlaç bulmak dışında ne bekledik onların yaratıcı ve farklı bakış açılarından? Ruhsatlandırma & Resmi İlişkiler – Kurumsal İlişkiler o kadar meşguldü ki, pazarlama o kadar analiz paraliz halindeydi ki ne danıştık onlara? Bir ilacın 10 – 15 yılda geliştirildiği ve 1 milyar dolara mal olduğu gerçeğini bile bile sadece Türkiye’ye özgün bir şekilde hep imkansızı istemedik mi onlardan… Şimdi yine iş geliştirmecilerin kapısını bu temel ihtiyaçlarımız için çalmak yerine dijital pazarlama ve satış etkinliği sevdalarının peşinden gitmiyor muyuz? Bakış açımızı değiştirmek bu kadar mı zor?
Bir de devletin sağlık politikalarını, bu alandaki işini nasıl geliştirdiğine bakalım:
Referans Fiyat uygulamasının başlatılması – 2004
ilaçta KDV oranının %8’e indirilmesi – 2004
Kamu Hastanelerinin Sağlık Bakanlığı bünyesinde toplanması,
Bütün sağlık tesisleri ve serbest eczanelerin SSK mensuplarının kullanımına açılması
Yeşil Kartlıların ayaktan tedavide ilaç alabilmesi – 2004
Ancak uygulamanın kötüye kullanımı nedeniyle Yeşil Kartlılara Katkı Payı uygulanması – 2005
Sağlık hizmetlerine erişim ve kurallar açısından tüm nüfusun eşit haklara sahip olması,
Özel sağlık kuruluşlarından hizmet alımının yaygınlaştırılması,
Sağlık ocakları ve ana çocuk sağlığı merkezlerinde poliklinik imkanlarının arttırılması.
Herkes için eşit koşullarda ve geniş kapsamlı bir genel sağlık sigortası olması – 2006
Aile Hekimliği Sisteminin tüm yurtta uygulanması – 2006 sonrası
Geri Ödeme Komitesinin çalışmaya başlaması – 2007
Sağlıkta Dönüşüm Programının (2003 – 2013) uygulanması
Global Bütçe uygulamasına geçilmesi – 2010
GMP denetim sürecinin başlatılması
İlaç takip sisteminin hayata geçirilmesi (Medülla ve karekod)
Yeni Tanıtım Yönetmeliği – 2011
Klinik Araştırmalar Yönetmeliği – 2011
İEGM’nün yeniden yapılanarak Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu olması – 2011

Kısacası otorite işini geliştiriyor, sitemler oturtuyor yönetmelikler çıkartıyor. Sanayiden beklentiler ortaya koyuyor. Bizler de 2000’in başından beri yaptıklarımızı aynı şekilde yapmaya devam ediyoruz. Sadece broşürlerin yerini parlak ekranlı tabletler aldı tek farkımız o. Demek ki hala kar ediyoruz. Bir de genel müdür katında oturan şu rahat adamlar var, iş geliştirme dediğimiz. Ama biz onlardan iş geliştirmelerini beklemiyoruz, ürün vaad etsinler yeter… Zaten işleri bu değil mi: vaadlerle genel müdürü oyalayıp yurt dışını kandırıyorlar ve hiçbirşey yapmadan pozisyonlarını koruyorlar.

Kıssadan Hisse:
Ali Sabancı hep kendi işini yapmak istedi. Çocuklukta ilk işi olta satmaktı. Aile şirketinde çalıştığı süre içinde bile aileden bağımsız iş yapmayı sürdürdü. Sektörde 20. yılını kutlayan pegasus ilk 15 yılda 15 milyon yolcu taşırken Ali Sabancı döneminde 1 yılda 26 milyon yolcu taşıyarak rekor bir büyüme elde etti.
 2007’de Sabiha Gökçen’e ilk uçağın nasıl ineceği konuşuluyordu, bugün ise girişimciliği…
 Riskler alınmalı. En kötü ihtimalle ne kaybederiz diye düşünülmeli. Kaybedersek de finansal & moral açıdan hazmedebilir miyiz hesabı önemli…

Leave Comment


シアリス バイアグラ ed 治療 勃起不全