2012 Üzerine Söylenemeyen Yalın Gerçekler…

Feb 10th, 2012 | By admin | Category: Workshop Entellektüel Bakış

Bir arkadaş grubumuz var, 4 çekirdek aile, genelde hafta sonları buluşuyoruz. Kısaca ülke, teknolojik cihazlar, tekne hobisi ve çocukların eğitimi değerlendirmesinden sonra; her hafta aynı espirileri yapıyor, yinde de çok gülüyoruz. Hep aynı konuları sıkılmadan anlatan ve her defasında sanki ilk kezmişcesine eğlenen Amerikan komedileri gibi…İşte yazımın tüm özeti bu, gerisi detaylar, kişiler, olaylar, okumasanız da olur. Aslında ilaç sektörünün geçmiş ve gelecek yıllarının özeti de bu…
2012 Beklentilerimize ilk ekonomiden başlayalım, malum ekonomi iyi giderse herşey yolunda ilerler. İsviçre’nin en büyük bankası UBS AG, ABD’deki ekonomik büyümeyle birlikte Avrupa’daki borç krizinin doların gelecek yıl daha da güçlenmesine yol açabileceği tahmininde bulundu. Euro Bölgesi’nde ülke risklerinin 2012 yılında derinleşmesi ile birlikte, piyasadaki dolar talebi de artacak, Dolar güvenli liman ya da rezerv para birimi konumuna geri dönecek. Altın & Euro 2012’nin kaybedenleri olacak. Türkiye’de ise Merkez Bankası’nın kontrol ettiği bir dönem daha bekliyoruz, enflasyonu arttırmak adına da olsa faizleri ve bireysel kredileri tutmaya çalışacak. Kısacası Amerika’daki büyüme trendi bizde de bekleniyor. Zaten 2011 son çeyreğinde Çin’i bile geçerek en fazla büyüme oranına ulaşan ülke olduk.
Gelelim ilaç sektörüne:
INN – Branded Market:
2012 Yılında da Türk İlaç Sektörüne INN çalışma gelmeyecek. Hatta daha da ilginç olan İEİS ürünlerin markalaştırılması için bir çalışma alt yapısı sürdürüyor duyduğum kadarıyla. Herkes INN uygulama gelirse ne yapacağız sonumuz olur diyor ancak unutmayın eczacı zaten endikasyon muadlili uygulaması yetkisiyle bunu istediği gibi yapıyor. Bence devletin buraya sistematik bir yaklaşım geitrmesi şart, Batı Avrupa & Kuzey Amerika’daki modeller örnek alınmalı. Bana sorarsanız INN biran önce gelmeli.
Eczanenin Artan Önemi:
2011’de Eczacılar ilaç sektörünün tekrar gözbebeği oldular. Kimi şirketler eczane takımları kurdu, kimileri ekiplerine eczane ziyaretini arttırdı, eczane üzerine sektörel toplantılar yapıldı. Ancak son fiyat indirimi & iskonto uygulmasında firmalar stok zararlarını karşılamayacağını söyleyince bir anda tüm bu çabaların boşa gittiği görüldü. Aslında olay çok basit: eczaneler ticari işletmeler ve ilaç firmalarından beklentileri büyük ekiplerin onları ziyaret etmesi, dev standlar hediye edilmesi değil. Eczacılar sadece iki şey istiyor paydaşı ilaç firmalarından:
1. Eczanemde daha iyi satış yapabileceğim bir eğtimi bana sunabilir misin? Ancak AİFD buna sıcak bakmıyor.
2. Mal fazlası yada Avrupa birliğindeki gibi meslek hakkı konusunda bana en fazla ne sunabilirsin?
Beklenti ve gerçekler bu kadar basit…
Diğer yandan TEB’nin bir ilaç firması satın alma girişimi olduğu duyumunu aldım. Kısacası ilaç sektörü kısa sürede en yakın paydaşını en gerçekçi rakibi olarak karşısında görürse şaşırmamak gerek… Çözüm ne derseniz zincir eczaneler…

Sosyal Medya & Dijital Pazarlama:
Kendimi nasıl farklılaştırırım konusunda herşeyi deneyen ilaç sektörü bence ciddi bir tuzağa düşürülmek isteniyor.
1. “Şirketinizi sosyal medyada takip edelim” peki. Ancak bu takipler firmaların en gizli bilgilerinin paylaşıldığı forumlara ve de tibbimumessil.com gibi sitelere uzanamayor. Diğer takibi ise AİFD & İEİS zaten yapıyor.
2. Yeni Tanıtım Yönetmeliği konusunda Tuniva’nın Hanefi Özbek ile yaptığı toplantıda Hanefi Bey çok açık bir ifade kullandı: “Bakan Bey ilaç firmalarının mailingleri ile hekimlerin günlük mesai zamanının alınmasını istemiyor. Sosyal Medya için hekime bir uygulama yapacaksanız her hekim sizin açacağınız portal’a vatandaşlık numarası ile girip bakabilsin ama ilaç firmaları olarak siz hekime bir gönderi yapmayın!”
3. Ayrıca tabletler ile yapılması hedeflenen tanıtım ne gibi bir verimlilik artışı getirecektir? Broşür en azından hekimin eline bırakılabiliyor . Poliklinik saatleri & acil servis ziyaretlerinin yasak olduğu bir durumda broşür ve tabletin getiri farkı nasıl olacak yada ölçümlenecek? Hepsinden ilginç olanı iki farklı tabletim var ve senkronizasyon / güncelleme sorunları hiç bitmiyor.
4. Sağlık konusunda artık bir televizyon kanalımız da var. Ancak gün içinde topluma gece saatlerinde hekimlere yönelik yayınları var. İlgili kişilere gece 11:00’den sonra yada daha geç saatlerde hekim nasıl vakit ayıracak dediğimde şu cevabı aldım: “kayıt edip gündüz seyredecek” 
Klinik Çalışmalar:
Yeni yönetmeliğin yayınlanması ile birlikte bu alanda bavurular hızla yapıldı ve sayısı 20’yi aşan etik kurullarımız hizmet veriyor. 31 Ekim itibarı ile ülkemizde yürüyen 885 klinik çalışma mevcut ve bu sayı son 4 yıl içerisinde 7 kat arttı. Ancak fiyat düşüşü ve iskontolar artık neredeyse lokal çalışma için şirketlerin kaynak ayırmasını imkansız hale getirmiştir. Lokal klinik çalışmalara ayrılan bütçelerin de kesilmesi çalışma kalitelerinde ciddi sorunlara neden olmaktadır. SAKDER bünyesinde GCP uygulamalarının denetlendiği bir komisyon kurulmalıdır. Unutulmaması gereken konu aslında araştırıcı kökenli çalışmaların sektöre birçok alanda ışık tutabildiği gerçeğidir ancak mevcut perspektif global çalışmaların global SAK kuruluşlarına verilmesi ve lokal bilim üretiminin duraklama devrine girmesi şeklindedir.
Global Bütçe Uygulaması & Sektörün Durumu:
2012’nin En kritik konusu yine global bütçe uygulaması olarak karşımıza çıkacak. Aile hekimliği sisteminin sağlığa erişimi arttırmasının kaçınılmaz sonuçlarından biri olarak bütçe aşımı gerçekleşti. Hem de yarıya yakını aile hekimlerinden kaynaklanıyor. Bu durumda otorite Batı Avrupa’da tercih edilen kapalı tip global bütçeyi uyguluyorum dedi ve fiyat düşüşü – iskonto artışı ile karşı karşıya kaldık. 2011 Mart’ında yapılan Pharma Forum’da sektörün üst düzey yöneticilerine en büyük müşterilerinin kim olduğu & kiminle olan ilişkilerinde ilerleme sağlanması gerektiğinde verilen yanıt hep “devlet” olmuştu. Ancak sonrasında devlet ile ilişkilerin farklı bir metodolojiye sokulması, uluslararası profesyonel lobi şirketlerinin kullanılması, üniversitelerin sosyal bilimler kürsüleri ile bilinçlendirme projeleri yapılması yerine yine hekimlere yöneldi ilaç sektörü. Tüm çabasını verimlilik artışı üzerine kurdu.
Ancak çok net bir konu var ortada: otorite fiyat & iskonto düğmesine bastığında tüm yatırımların yapıldığı hekim kitlemizin etkisi olmuyor… Saha teşkilatı bunu tersine çeviremiyor.
Karar verici devlet, ticaret ortağı eczane piramidin en üstüne alınsa, bu durumda satış ekiplerinin masraf ve ağırlığı da sektörün üzerinden biraz olsa kalkmazmıydı? Bence sözleşmeli saha ekiplerine geçmenin tam zamanı. Devir hesap devri…
Sonuç:
İlaç sektöründe kalifiye insan kaynağının hızla azaldığını görüyoruz. Belli bir birikime sahip kişiler genellikle ayrılıp kendi fimalarını kurmakta yada daha küçük organizasyonların başına geçmektedir. Bu da yenilikler peşinde koşan sektörümüz için bir entellektüel kayba neden olmaktadır. Kısacası patronların & CEO’ların elini taşın altına sokup radikal değişikliklere için karar alması gereken bir dönem bizi bekliyor. Yada yazımın başında dediğim gibi: “Hep aynı konuları sıkılmadan anlatan ve her defasında sanki ilk kezmişcesine eğlenen Amerikan komedileri gibi…” yaşayıp gideceğiz…

Leave Comment


シアリス バイアグラ ed 治療 勃起不全