Ülkemizde Sağlık Ekonomisi ve Farmakoekonominin Güncel Durumu ve Gelecekten Beklentileri

Mar 12th, 2011 | By admin | Category: Farmaskop Yazıları

Herkesin kuşku duymadan katılacağı üzere “Sağlığın değeri ölçülemez, ama yine de bir maliyeti” vardır. Gelişmiş ekonomiler değerlendirildiğinde, sağlık harcamalarının, diğer tüm sektörlerin üzerinde bir ivme ile seyrettiği gözlenmektedir. Yaşlanan populasyon, yaşam kalitesi beklentisinin artması ve gelişen moleküler teknolojiler sağlık giderlerini yükseltirken; geri ödeme kurumları ve karar vericiler de, her geçen gün yeni önlemler alarak kaynakları verimli kullanmaya giden bir yol arayışında bulunmaktadırlar1.

Güncel Durum

İlaç endüstrisi ve sağlık çalışanlarının uzun yıllardır süren etkileşimleri incelendiğinde farklı bir trendin ortaya çıktığı görülmektedir. Hemen hemen bir dekad önce, bir ilacın klinik çalışmalardaki etkinlik ve güvenilirliği tartışılırken, sonraları bu kavramlar sorgulanmaya başlanmış ve gerçek yaşamda – günlük pratikteki etkinlik en çok tartışılan konu haline gelmiştir. Her geçen gün yenilikçi ve değer katan, ama daha yüksek fiyatlı moleküllerin keşfi bilim dünyasında yeni bir pencere açmış; maliyet etkin tedavi yaklaşımı gündemin en üst sırasındaki yerini almıştır. Ancak tüm bu gelişmelerin üzerine son noktayı otoriteler ve sigorta sistemleri koymuş; “bu tedavi ödenebilir mi?” sorusu ile çalışma prensiplerini geliştirmeye başlamışlardır. Kısaca özetlemek gerekirse; maliyet etkinlik yaklaşımı ve daha uygun giderler ile daha yararlı bir tedavi arayışı 2000’lerde karşılanması gereken en büyük ihtiyaç haline gelmiştir1.

Farmakoekonomi:

Mevcut durumu kısaca özetledikten sonra kısaca farmakoekonomi kavramına değinmek istiyorum. Farmakoekonomi: kısıtlı kaynaklar dahilinde, toplum sağlığının (eşitlik & hakkaniyet kavramlarını da göz önünde bulundurarak) olası en iyi düzeye çıkmasını sağlayacak hizmet kombinasyonunu (tedavi & korunma hizmetleri, uygun sağlık yatırımları, maliyet etkili tedavi rehberleri) bulmayı hedefler2. İlk olarak 1970’li yıllarda ABD’de çalışılmaya başlanmıştır. Avusturalya – Kanada & sonrasında Avrupa’da üzerinde yoğun durulan bir kavram haline gelmiştir. Sağlık ekonomisi kılavuzlarının hazırlanıp uygulamaya konulmasının etik ve metodolojik yararları gösterildikten itibaren: Kanada, Portekiz, Hollanda & Finlandiya’da kullanımı zorunlu kılavuzlar oluşturulurken; ABD, Danimarka, İrlanda, Yeni Zellanda, İsviçre & İsveç gibi ülkelerde de kullanımı isteğe bağlı kılavuzlar konmuştur2

Farmakoekonomi, ilaç kullanımı ile ilgili tasarruf yapmayı ya da maliyeti azaltmayı hedeflemez. Tedavi bedelinin, sağlık sistemi ve topluma maliyeti ile ilgili analizleri yapar2. Bedelin tanımlanmasını, ölçülmesini ve kıyaslanmasını yapar. Bir sağlık işleminin yapılmaya değer olduğuna karar vermek için, bu aktivite sonucu elde edilecek sağlık getirilerinin, bu aktivite için harcanacak kaynaklar ile yapılabilecek herhangi bir alternatif aktivite sonucu elde edilebilecek sağlık getirilerine oranına ışık tutmaya çalışır2.

Farmakoekonomik Yaklaşım:

Ülkemizde en sık yapılan yanlışların başında, maliyete yönelik hesaplamalar sırasında ilaçların kutu fiyatları alınarak hazırlanan çarpım tablosu benzeri hesaplamalar gelmektedir. İlaç maliyeti; tedavinin global giderine getirdiği yük yada indirim olarak düşünülmelidir4. Örneğin; etkinlikleri benzer A ilacının maliyeti B ilacına göre %60 daha düşük olsa bile bu A ilacının daha maliyet etkin bir tedavi sağladığı anlamına gelmemektedir. B İlacı; hekim viziti sayısını, hastane uygulamalarını, laboratuar ve görüntüleme testleri oranını yada cerrahi girişimleri A ilacına göre daha fazla azaltıyor ve bunlara ek olarak hastanın yaşam kalitesini (uygulama kolaylığı, ağrı, advers olay oranı) daha fazla arttırıyor ise ucuz olan A molekülünden daha maliyet etkin bir tedavi olarak değerlendirilebilir. Ancak yine belirtmek gerekir ki hangi ilacın maliyet etkin olduğu kararı kutu fiyatları ve tedavi süresinin çarpımı ile değil; kanıta dayalı hesaplama araçları ve farmakoekonomik modellemeler ile yapılmalıdır. Dünya genelinde standart uygulamalar bu doğrultuda olmaktadır.

QALY Kavramı:

Bu aşamada ülkemiz için çok önemli olmasına karşın henüz çözümlenmemiş olan diğer bir kavram üzerinde durmak istiyorum.

Başta onkolojik hastalıklar olmak üzere birçok uzmanlık alanında hekimler şu soruyu sormaktadır: “Bu hastalığın tedavisinde yazacağım ilacın fiyat eşiği ne olmalıdır? İlaçlardan hangisi kabul edilebilir tedavi maliyeti düzeyindedir?”

İşte bu aşamada karşımıza QALY adı verilen “Kaliteye Uyarlanmış Yaşam Yılı” değeri çıkmaktadır. QALY, hastanın: hem miktar – süre (mortalite), hem de kalite de (morbidite) kazanım yada kayıplarını tek bir ölçüm üzerinde birleştiren araçtır. Sağlık verilerinin çıktılarını açıklamak için kullanılan evrensel bir tanımdır. QALY değeri pek çok ülkede belirlenmiş ve uygulanmakta olduğundan dolayı hem otoriteler hem de hekimler maliyet etkinlik konularında ülkemiz koşullarına göre daha bilimsel ve net bir yaklaşım içerisinde günlük uygulamalarını tatbik etmektedirler.

QALY, Amerika Birleşik Devletlerinde 50.000 $, Kanada’da hastalıkların ciddiyetine göre 25.000 – 75.000 Kanada $, İngiltere’de 30.000 £ olarak belirlenmiştir. Ancak kanser hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarında ülkeler QALY eşiğini genişletmektedir. Örneğin Amerika Birleşik Devletlerinde bu durumda 100.000 $’a kadar maliyet etkinlik ve ödenebilirlik aralıkları sağlanmaktadır. Hollanda için saptanan QALY 20.000 € iken yine kanser söz konusu olunca bu rakamın 100.000 €’ya çıkarılması tartışması da gündemdedir. Kısacası katastrofik hastalıklar için ayrıcalıklar söz konusu olsa da her ülkenin belirlenmiş, eşik ödeme değerleri mevcuttur6.

Ülkemiz için bu rakamın ne olması gerekliliği sorusu, pek çok platformda ele alınmakta ancak önerilen çözümler kişisel tahminlerin ötesine geçememektedir. Bu konuda, kişi başına düşen gayrısafi milli hasılanın 2-3 katı olmalıdır yorumunda bulunulmuştur. Olayı bu açıdan ele aldığımızda 2002 yılında 2368 $ olan gayrısafi milli hasılanın 3 katı alınsa da 7.104 $ gibi bir rakam ile karşılaşılmaktadır ki; bu değer pek çok terapötik alanda tedavi şartlarının biraz altında kalmaktadır. 2006 Yılında belirtilen gayrısafi milli hasıla 5216 $’dır ve bu durumda 15.648 $ gibi bir QALY eşiği ile karşılaşmaktayız. Ancak QALY terminolojisinin kökeni ve neye dayanılarak oluşturulduğu araştırıldığında farklı gerçeklerle karşılaşmaktayız. Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan bu kavram, bir diyaliz hastasının yıllık tedavi giderlerini kapsamaktadır. Diyalize girmesi gereken bireyin, yaşamını sürdürebilmesi için bu hizmetten yararlanması zorunluluğu tüm tedavilere bir ödeme eşiği standardı olarak getirilmiştir. Ülkemiz için bir diyaliz hastasının 2006 yılında açıklanan tedavi giderleri toplamı 23.000 $ olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durumda yetkili kurumların değer belirlemesi için referans alacağı eşik de bu civarda olmalıdır. Ancak bir kez daha hatırlatmak gerekirse kanser ve benzeri katastrofik hastalıklar için ayrıcalıklar bulunacağıdır7.

Yıllar GSMH
2002 2368
2003 3396
2004 4240
2005 4964
2006 5216

Bu aşamada Dünya Sağlık örgütü’nün, sağlık harcamalarına bütçeden %5 pay ayrılması önerisinin8 ülkemizde %4.9 olarak gerçekleştiğini hatırlatarak yeni bir tartışma konusu açmak istiyoruz. İlaçların geri ödeme listelerine girmesi yada çıkarılması sırasında, farmakoekonomik verilerin değerlendirilmesi ve aynı zamanda uluslararası bilimsel kılavuzların referans alınması gerekmektedir. Bu aşamada multidisipliner bir çalışma içinde olunmalıdır. Bir ilacın geri ödeme ve fiyat basamaklarında, farmakoekonomik özelliklerinin sunulması ve onaylanması durumunda mevcut terapötik alana hem ekonomik hem de sağlık alanında getireceği yenilikler – iyileştirmeler değerlendirilmelidir. Hekimlerimize ait platformlarda maliyet etkin tedaviler daha sık tartışılmalıdır. İlaçların kutu fiyatları baz alınarak yapılan çarpım tabloları yerine; ülkede hastalığın prevalansı, ekonomik parametreler, advers olay ve klinik yanıt oranlarının tüm bileşenlerini içeren farmokoekonomik modellemeler kullanılmalıdır.

Sonuç:

779.454 m2 büyüklüğünde (Almanya ve Hollanda’nın iki katı) bir coğrafyada 73 milyon kadar insanımız yaşamaktadır9. Nüfusumuzun %66’sı kentlerde yerleşiktir, bu oran Avrupa Birliği’nde ise %77’dir. Populasyonumuzun %37’I 14 yaş ve altındadır (Avrupa Birliği’nde %17). En önemlisi de, 65 yaş üzeri vatandaşlarımızın oranı sadece %5’tir, oysa Avrupa Birliği’nde bu %16 olarak karşımıza çıkmaktadır. Erkek ve kadınlarımızın yaşam beklentisi süreleri de yine Avrupa Birliği ortalamalarının altındadır. Kısacası: daha genç, üretime daha elverişli, atıl nüfusu daha az bir tablo ile karşılaşmaktayız. Ancak tarihsel sürecimizden gelen bazı eksikliklerimiz nedeniyle altyapı sorunlarımız bulunmaktadır. Ülkemiz, Avrupa’da yaşanan endüstri devrimi ve Rönesans gibi hem teknolojik hem de sosyolojik bazı aşamaları yaşamadan bugünlere gelmiştir. Sistemlerimizin gelişmesinin bu nedenle zamana ihtiyacı vardır.

Sağlık harcamaları konusu ele alındığımızda ise üç önemli noktayı vurgulamak istiyoruz. Birincisi; ekonomi biliminin bir gerçeği olarak bütçelerin hedef olarak konduğu ve gerekirse aşılabileceğidir. Hükümetler ve sigorta sistemleri ne yaparsa yapsın, sağlık harcamaları, gelişen teknolojiler ve artan toplumsal beklentilere paralel olarak artacaktır. Bu durumda en düşük maliyetle en etkin tedaviyi geliştirmek – ödemek – uygulamak ve kullanmak sağlık zincirinin tüm oyuncularının en önemli misyonu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Roche Türkiye olarak bu konuda sektörün öncü çalışmalarına imza atmış bulunuyoruz. Global olarak kullanılan modelleri, ülkemize de adapte ederek analiz etmeye başladık. Sağlık ekonomisi alanında sempozyumlar düzenleyceğiz. Kısacası 2007 bu alanda projelerimizin ivmelenerek hayata geçirileceği bir dönem olacak.

Bu misyonu gerçekleştirmekteki en doğru yöntem de kanıta dayalı bir prensiple yürütülen farmakoekonomi çalışmalarıdır. Tedavinin maliyet etkinliğini; pek çok farklı parametre ile ele alan analitik modellerin en kısa zamanda ülkemizde de yaygınlaştırılıp kullanılmaya başlaması gerekmektedir. Hekimlerimizin tedavi seçimlerinde bu modellerden üretilen verilerin değerlendirilmesi ilaç harcamalarında iyileşme sağlarken, sağlık hizmetlerinin kalitesini de büyük oranda arttıracaktır. Kısacası; otorite, hekimler ve ilaç sektörüne yeni bir çalışma alanı daha eklenirken pek çok hastanın da bu gelişmelerden şifa beklediği unutulmamalıdır.

REFERANSLAR:

1. Menke TJ, VA Health Economics Seminar, 2000
2. Türk Farmakoloji Derneği
3. Prof. Dr. Nurettin Abacıoğlu, 2005
4. ISPOR Book of Terms, 2003
5. Giseal Kobelt, Health Economics Textbook, 2002
6. JJ Zambrowski 2006
7. Devlet Planlama Teşkilatı İstatistikleri, 2006
8. WHO, Genova, 2004
9. www.who.dk/Document/E88202_Turkey.pdf, 26.09.2006

Leave Comment


シアリス バイアグラ ed 治療 勃起不全